Puslu Kıtalar Atlası PDF İndir


Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar… “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya… Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman. Hulki Aktunç’un önsözüyle…

Romanın kurgu ve gerçekliği sorgulayan doğası, yaşanan olayların ikinci planda kalmasına yol açar. Puslu Kıtalar Atlası, bir özetle açıklanması ve anlaşılması çok zor bir eserdir. 

Roman, bir korsan olan Arap İhsan Efendi’nin, yeğeni Uzun İhsan Efendi’yi ziyaret etmesi ile başlar. İstanbul’a, hayatını kurtaran kitabın çevirisini yaptırmak için gelen Arap İhsan Efendi bir köle olarak aldığı Alibaz adlı çocuğu ve yanındaki maymunu Uzun İhsan’ın yanında bırakır.

Evinde oğlu Bünyamin ile yaşayan, içtiği bir uyku şurubu nedeniyle sürekli uzun uykulara dalan, rüyalarında gördüklerini de bir atlasa yazan Uzun İhsan Efendi, dayısına getirilen çeviriyi – Rendekar’ın “Zagon Üzerine Öttürme” eserini – okuduktan sonra gerçekliğin doğası üzerine düşünmeye başlar.

Bu arada Bünyamin de, babasının bu tuhaf hayat tarzından şüphelenmeye başlar ve sırlarını çözmek için onun uyku şurubundan içmeye karar verir. Fakat gereğinden fazla içtiği için uyanamaz ve öldü sanılarak gömülür. Kafasında duyduğu esrarengiz bir ses sayesinde mezardan çıkan Bünyamin’in bu “başarısı” kısa sürede yayılır ve Bünyamin, kendisine hazırladığı atlası veren babasının da desteğiyle, lağımcı olarak Osmanlı ordusuna katılır.

İlk görevinde, Zülfiyar adlı bir casusu kurtarmaya çalışırken yüzünden ciddi şekilde yaralanan ve Zülfiyar’ın kendisine teslim ettiği uğursuz, kara parayı babasının kendisine verdiği atlasın içinde saklayan Bünyamin, tanınmaz halde İstanbul’a geri döner. Babasının yeniçeriler tarafından alınıp götürüldüğünü ve işkence gördüğünü öğrendikten sonra, kitaptan bir bölüm okur ve buradan aldığı direktiflerle dilenci loncasına katılır.

Kısa süre içinde, dilenci loncasının da Zülfiyar ve onun efendisi Ebrehe için çalıştığı anlaşılır. Bu kişiler, harıl harıl Bünyamin’i aramakta, fakat yüzü ciddi şekilde yaralandığı için onu tanımamaktadır.

Dilenci loncasında “Büyük Efendi” Ebrehe ile tanışan Bünyamin, bir süre onunla yakın bir ilişki kurar ve ondan Osmanlı Devleti’ndeki gizli casus örgütlenmesini, kara paranın sırrını ve Mehdi’nin ilerleyen günlerde İstanbul’a geleceği yönündeki kehaneti öğrenir. Fakat bu kehanet, Ebrehe için yerini bulmakla beraber, doğru çıkmaz, ve dilenciler loncası Ebrehe’ye karşı ayaklanıp onu öldürür.

Romanın sonunda, dilenciler loncasının da yanması ile Bünyamin dünyada bir kez daha özgür kalır. Babasının kendisine verdiği kitaba ilk kez gerçek anlamda dikkatle bakan Bünyamin, bu kitabın adının “Puslu Kıtalar Atlası” olduğunu görür ve eserin son sayfalarından bir bölüm okuyarak, tüm yaşananların babası Uzun İhsan Efendi’nin düşlerinde gerçekleştiğini anlar

İhsan Oktay Anar

İhsan Oktay Anar 1960 yılında Yozgat’ta dünyaya gelmiştir. Orta öğrenimine kadar olan eğitim sürecini İzmit’te tamamladı. Lisans, master ve doktorasını Ege Üniversitesi’nde tamamladı.

Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde 2011 yılında emekli olana kadar çalışmıştır. İhsan Oktay Anar Edebiyatçılar Derneği ve Pen yazarlar derneğinde üyedir. İlk öyküsü olan “Kafirler İçin Apologya” Morköpük dergisinde yayınlanmıştır. Roman olarak da Puslu Kıtalar Atlası Hulki Aktunç’un önsözü ile yayınlanmıştır.

Anar tarihlerden yeni tarihler üreten adam olarak adlandırıldı. Tarihsel romanlar yazmaktan ziyade tarihten yeni roman çıkaran ve sonucunda romanı yeniden tarihselleştiren yapıtlar yazdı.

Kitab-ül Hiyel Eski zaman mucitlerinin İnanılmaz Hayat Öyküleri isimli kitabında bir efsaneden bahsetti.  Efsane içinde geçen gücünü uzun saçlarından alan Samson karakterinden değil de gücünü akıldan alan insanın fantastik serüvenini işledi.

Daha sonra Efrasiyab’ın Hikâyeleri isimli eseri ise İngiltere’de 476 oyuncuları tarafından sahnelendi.

Puslu Kıtalar Atlası kitabı yayınladığında Kuzey Irak’ta operasyonda olan İhsan Oktay Anar müziğe de oldukça tutkundur.

• Felsefenin anlaşılmazlığından uzak roman ile onu tamamlayarak edebiyatımıza felsefeyi aşılamıştır

• Romanlarında her zaman felsefe tarih, polisiye sürekli iç içe olup üst düzey bir kurmaca anlayışı ürünler çıkarır

• İhsan Oktay Anar’ın en çok bilinen ve sevilen eseri Puslu Kıtalar Atlası’dır

Amat isimli eseri yeryüzünde akla gelebilecek tüm kötülükleri içinde barındıran bir geminin hikâyesi ile okuyucuya iyi ve kötü bitmeyen çekişmesini anlatır

Suskunlar eserinde Mevlevi kültürünü işler

İzmir’de mütevazi bir yaşam süren İhsan Oktay Anarkitaplarındaki başarısını eşsiz hayal gücü, felsefik tavrı ile sağlamaktadır.